Covid-19 Salgını nedeni ile Torba Yasa İle Getirilen Düzenlemenin
Çek ve Senetlere Etkisi
26/03/2020
26/03/2020 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan torba yasa ile bazı sürelerin Covid-19 salgını nedeni ile yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacı ile geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir.
Torba yasadaki Geçici 1. maddede açıkça çekler ile ilgili bir düzenleme bulunmasa da ilgili madde metninde “hakdüşürücü sürelerin” ve “ibraz sürelerinin” duracağının belirtilmesi nedeni ile çeklerin ibrazı hakkında 2 farklı görüş ortaya çıkmıştır. Bunlardan birincisi; çeklerin ibrazının “hak düşürücü” süreye bağlı olduğunu, Geçici 1. maddede açıkça “ibraz süreleri” ve “hakdüşürücü sürelerin” duracağının düzenlenmiş olması nedeni ile Geçici 1. maddede belirtilen süreler boyunca (13.03.2020-30.04.2020) çeklerin ibrazının da duracağını belirtmektedir. İkincisi ise TTK ve Çek Kanunu’nda belirtilen sürelerin özel bir düzenleme olduğunu, torba yasada belirtilen hususların daha çok usül hukukuna yönelik olup çeklerle ilgili bir açıklık taşımadığını düzenlemenin ancak Covid-19 nedeni ile ibraz edilemeyen kambiyo evraklarında hak kaybınının önüne geçmek adına uygulanabileceğini bu sebeple çeklerin bu dönem içerisinde ibrazlarının mümkün olduğunu belirtmektedir.
Piyasada da pek çok kişi bu dönemde karşılıksız çek kaşesinin vurulamayacağını ve senetlerin de protesto edilmeyeceğini düşünmektedir. Hatta halihazırda birçok firma tarafından mücbir sebep nedeni ile ödeme yapamayacaklarına ve bu kapsamda aleyhlerine banka tarafından herhangi bir işlem yapılmamasına dair yazılar gönderilmektedir.
Peki bu 2 farklı görüş ve piyasadaki firmaların bu tutumları karşısında uygulamadaki durum nedir?
Bankalar bu dönem içerisinde karşılıksız çek kaşesi vurmakta ve senetleri protesto etmektedir. Karşılıksız çek kaşesi vurulan bankalar tarafından asgari ödemeler de yapılmaktadır. Bu kapsamda gönderilen mücbir sebep yazıları ise bilgi olması açısından sistemlere not düşülmekte, bu yazılara rağmen bu firmaların çeklerine karşılıksız çek kaşesi vurulmaktadır.
Bu bağlamda, uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi ve kimsenin hak kaybına uğramaması için kanun koyucular tarafından konuya açıklık getirilmesi gerekmektedir.